Carp 41 Forum Sayfası
   

Kullanıcı Adı  
Şifre

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kışın Sazan Avı Nasıl Olmalı ?  (Okunma Sayısı 515 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
hidrojen
Ziyaretçi
« : 24, Mart, 2011, 02:47:14 »

Kışın Sazan Avı Nasıl Olmalı ?
Öncelikle sazanın bulunduğu yer saptanmalı. (Görsel, deneysel her türlü bilgi ile, zaman harcayarak ve azimle)
Az olta ile olabildiğince mobil ve kolay yer değiştirebilir olmalı. (Asla bir noktaya sabitlenip sazanın gelmesi beklenmemeli, çünkü gelmeyecektir.)
Sazanın bulunduğu yer saptandığında onun yemlenme saatleri belirlenmeli. (Yemlenme periyotları çok kısa olabilir, sazan 23 saat yatıp bir saat yemlenebilir)
Yemleme asla yoğun yapılmamalı (Sazan enerjisini dikkatli kullanacağından uzun müddet yem arama peşinde koşmayabilecektir.)
Kullanılan yemlerin, ebatları küçük olmalı, yağ içeriği fazla olmamalı, hazmı kolay olmalı ve görünürlükleri, koku ve çekicilikleri yüksek olmalı.
Kullanılan olta takımları olabildiğince ince ve berraklaşan suda kamuflaj yönleri ağır basan malzemeler kullanılarak yapılmalı.
Kışın sazan avının fiziki ve iklimsel koşullardan kaynaklanabilecek zorluklarına hazırlıklı ve donanımlı olunmalı
SAZAN TEKNİK KONULAR IV. KIŞIN SAZAN AVI...
Kışın sazan avı özellikle kara ikliminin hüküm sürdüğü Anadolu kentlerinde yaşayanlar olmak üzere, bir çok amatörün kafasını kurcalayan bir konudur. Bazı kaynaklarda “Kışın sazan avı olmaz!” gibi ifadeler olsa da bunun gerçeği yansıtmadığı bütün kış sazan yapan avlakların varlığı nedeniyle ortaya çıkmıştır. Ancak kışın sazan avcılığının bazı özellikleri vardır ki olayı asıl karmaşık hale getiren sanırım bu özelliklerdir. Bir sürü balıkçı, göl suları soğumaya başladığında balıkların derin bölgelere çekildiğini ve havaların ısınmaya başladığı bahar aylarına kadar oralarda kaldığını sanır. Oysa bu durum çok ender olan bir olaydır ve bu yaklaşım büyük oranda yanlıştır. Ayrıca bazı amatörler, kışın çok soğuk sığ sularda balık tutabilmelerini oksijen düzeyinin bu noktalarda daha yüksek olması ile ilişkilendirmektedirler. Ancak zaten tüm göl suyu kış boyunca en yüksek düzeyde oksijen oranına sahip olduğundan bu yaklaşımın da doğru olmadığı ortadadır. Sazanlar insanlar, köpekler, kediler vs. gibi dışarısı ne kadar soğuk olursa olsun vücut ısıları sabit kalan, sıcak kanlı değil su ısısının düşmesi nedeniyle vücut ısıları da düşen soğuk kanlı hayvanlardır. Sazanların su ısısının düşmesi ile vücut ısısı da düşmeye başladığından, yazın olduğu kadar aktif olamaz ve hareketsizleştiği için de daha az enerjiye ihtiyaç duymaya, ve bu nedenle de çok daha az yemlenmeye başlarlar. Bu da kışın sazan avını yılın diğer zamanlarına oranla çok daha zor bir hale getirir. Şimdi konuyla ilgili diğer özellikleri ve merak edilenleri inceleyelim.



İklimsel Özelliklerin Getirdikleri ve Thermocline.

Gölet ya da sabit su kaynaklarında suyun +4 derecede yoğunluğu en üst düzeydedir. Ve bu noktada balıklar son derece uyuşuk bir hal alırlar. Suyun en düşük yoğunluğu ise 0 derecede oluşur. Yani su ısısındaki küçük bir düşüş suyun yoğunluğunu küçük bir artıştan çok daha fazla etkiler. Bu nedenle kışın sazanların yemlenme alışkanlıklarını tetikleyen işte bu su yoğunluğundaki düşüş gibi görünmektedir. Çünkü yeni donmuş bir gölde buzun altındaki sazanların aktif olarak yemlendiği hem gözlemlenmiş hem de raporlara geçmiştir.

Sonbahar yaklaşırken ve suyun yüzey ısısı düşmeye başladığında balıklar hala sıcak olan derin sulara yönelirler. Su ısısı düşmeye devam ettikçe balıklar daha derin bölgelere doğru çekilirler. Ta ki suyun yüzey ısısı +4 dereceye düşene kadar derin bölgelere çekilmeyi sürdürürler. Suyun yüzey ısısı +4 dereceye düştüğünde yüzeydeki su tabakası alta doğru düşmeye başlar ve bu tabaka sonunda gölün en derin noktasına kadar ulaşır. Farklı yoğunluklara sahip su tabakaları öyle hemen birbirleriyle karışmazlar. Bu yüzden de göl suyundaki tüm derinliklerde farklı yoğunluk dereceleri olan çeşitli tabakalar oluşur. Bu su tabakaları çok yavaş bir şekilde birbirleriyle kaynaşırlar ve bu kaynaşmada da var olan herhangi bir su altı akıntısından yardım alırlar. Yoğunluğu daha yüksek olan su gölün tabanına doğru battıkça tüm gölün en derin yerlerinde kış boyunca +4 derecelik su sabit olarak kalacaktır. Yoğunluğu artan su tabakaları bu derin bölgelere çökerken, derin bölgelere çekilmiş olan balıklar yeniden sığ sulara doğru hareketlenecek ve donma noktasına çok yakın 0.5 derecelerde bile yemlenmeyi sürdürecektir. Bu ısı bilgileri ile donanmış kış balıkçısı eğer koşulları doğru yorumlarsa yüksek verim alabilir.

Thermocline termal olarak tabakalanmış su kütlesi anlamına gelir. Daha basit ifadelendirilirse, iki su tabakası arasındaki su katmanı olarak da adlandırılabilir. Sıcak havalarda güneş ile ısınan yüzeydeki su tabakasına epilimnion denir. Bu tabaka aşağıdaki daha soğuk su katmanının ki bu da hypolimnion olarak biliniyor, üzerinde yer almaktadır. Bu iki su tabakası arasında da thermocline adı verilen katman bulunmaktadır. Yukarıda da belirttiğim üzere belirli bir yoğunlukta dibe çöken su, belli bir noktadan sonra dibe çökmemekte ve tabandaki su ile yüzeydeki su arasında 0 ile +4 derece arasında bir alanda kalmakta ve tüm katmanların dolaşımı sabitlenirken yüzey 0 ile en soğuk bölgeyi en alt katman ise +4 ile en sıcak tabakayı oluşturmaktadır.



O zaman biz de sazanı bu sıcak bölgede yakalarız diye düşünesi geliyor insanın ama bu iş sadece derin göletlerde bu şekilde oluyor, sığ sularda ise yüzeydeki soğuk su tabana kadar ulaşabildiğinden thermocline adı verilen tabaka burada yok oluyor. Derin sularda thermocline yıl boyunca varlığını sürdürürken sığ sularda su ısısı büyük farklılık gösterebiliyor. Bazı kaynaklara göre thermocline genellikle 3,5 ile 6 metre derinlik arasında bir yerlerde oluşuyor ama bu tabakanın gerçek derinliği gölden göle farklılık gösterdiğinden sadece deneyle bulunabiliyor. Bu nedenle thermocline tabakasının sazan avında çok da önemli bir faktör olmadığı, sadece derin ve büyük göletlerde etkili olabildiği de tartışılmaktadır. Konuyla ilgili ünlü sazan avcısı Jim Gibbinson “Sanırım amatörler thermocline tabakasında avlanma ile sazanın kendisini en rahat hissedebildiği yerde avlanma olayını birbirine karıştırıyorlar. İnsanlar muhtemelen bunun ısıya bağlı olduğunu düşünüyor ki aslında bu büyük olasılıkla bir basınç meselesi bence. Sazanlar kendilerini en rahat hissettikleri bölgede kalacaklardır ki b u bazen bir gölün tam ortası bile olabilir.” demektedir. Büyük usta, açklamasını şu şekilde sürdürüyor “Sazanların bu kendilerini rahat hissettikleri bölgeyi belirleyen faktörler konusunda kesin olmak çok zordur. Çünkü bunun içine ısı, su basıncı, çözünmüş oksijen oranı ve beslenme olanağı gibi hususların hepsi girer, ve bunlar gün içinde de değişiklik gösterebilirler.”

Bu arada devreye başka faktörler de giriyor. Bunlardan biri rüzgar. Rüzgar thermocline tabakasının eğilmesine neden olabiliyor. Örneğin göletin derin bölgesine doğru yeterli kuvvette ve müddete esen rüzgar aşağıdaki tabakanın yükselmesine ve rüzgarın estiği yöne doğru gitmesine neden oluyor. Rüzgar kesildiğinde ise thermocline tabakası yeniden yerini buluyor. Yüzeyde buz oluştuğu durumlarda buzun altındaki su ısısı sabit olduğundan sazanlar böyle koşullarda da yemlenme isteği duyabiliyorlar. Bu koşullarda yüzeyin hemen altından, hatta buzda açılan deliklerden ya da buz tutmuş bir göletin donmamış kısımlarından da sazan yakalamak mümkün olabiliyor. Eğer rüzgar dondurucu soğuklarda suyun buz tutmasını engelliyorsa yüzeydeki buzlu su farklı derinliklerdeki su katmanlarıyla karışacağından bu dönemde sazan beslenme açısından isteksiz, ya da en az istekli bir hal alıyor. Ancak sazanlar soğuk kanlı hayvanlar olduklarından bu koşullara da alışır alışmaz yeniden yemlenmeye devam edeceklerdir.



Rüzgarın etkisi sazanın beslenme alışkanlıklarında kışın da önemli bir rol oynar. Çünkü rüzgar estiği yöne doğru yüzeydeki su tabakasını götürür ve bu tabaka kıyıya çarparak batar ve tabandan geri döner. O zaman da kışın avlanırken rüzgarı arkaya almak yani yazın aksine rüzgarın enseden esmesi daha doğru olabilir. Çünkü sazan yüzeydeki soğuk suyun çarptığı kıyıda olmayı tercih etmeyecektir. Yazın ise bunun tam tersi rüzgarı cepheden gören kıyıda olmak daha mantıklıdır. Çünkü su yüzeyindeki hareket suyun oksijenini çoğaltacak, ayrıca dövülen kıyıya bir besin hareketi de yaratabilecektir. Bu arada rüzgarın niteliği de önemlidir. Genelde sazanlar serin olandan çok sıcak rüzgarları severler. Ancak bunun anlamı nedir? Örnek olarak, hava sıcaklığı 16 derece iken suyun ısısı 14 derece ise bu rüzgar sıcak olarak değerlendirilebilecek ancak hava sıcaklığı 16 derece iken su sıcaklığı 18 derece ise bu rüzgar da serin rüzgar olarak değerlendirilir. Kış aylarında rüzgardan çok yer seçimi daha büyük önem taşırken sevilen rüzgarlar ılık ve yumuşak olanlardır, sevilmeyenler ise sert ve soğuk esenler olacaktır.



Kışın Sazanın Yeri İle İlgili Özellikler.

Kışın sazan tutabilmenin en temel özelliği yerle ilgili olandır. Sazanı kışın yakalayacağınız yerle ilgili olarak araştırmanızı iyi yapmalısınız. Gideceğiniz yerin kışın sazan yakalanabilen bir tarihçesi olması gerektiğinden, yani burada evvelce kış aylarında sazan yakalanmış olması gerektiğinden, bu yerle ilgili bol bilgi toplamalısınız. Bazı sular ve bazı göletler Kasım ayından Şubat ayına kadar hiç sazan yapmamıştır. Tarihinde kış aylarında bir tek sazan tutulmamış bir yerde, bu gerçeği gözardı ederek, olmamış bir şeyi ispatlamaya çalışmakta bir anlam yoktur. Bu nedenle, eğer kış aylarında sazan yakalama konusunda da bir deneyim sahibi değilseniz 3 altın kuralı gözönüne almalısınız.

Kural 1: İyi bildiğiniz ve yakın zamana kadar, yaz aylarında sazan yakalamış olduğunuz bir yeri seçin.
Kural 2: Kışın en azından birkaç sazanın yakalandığını bildiğiniz bir yeri seçin.
Kural 3: Evinize ya da işyerinize yakın bir suyu seçin ki uygun zamanda gidip dönebilesiniz, çünkü kışın günler çok kısadır.

Kısacası kışın sazan avında ilk yapılması gereken balığın bulunduğu yerin saptanmasıdır. Havaların soğuması ile sazanın hareketlerinin çıplak gözle saptanması genel olarak azaldığından, en iyi başlangıç noktaları yazın, ya da havalar iyiyken balık yapan noktalardır. Öncelikle bu noktalardan araştırma başlanmalı ve balığın vurmamasına alışılması gerekmektedir çünkü balıktan boş dönme kışın sazan avının büyük kısmında olma ihtimali yüksek bir sonuçtur. Eğer ben balığın vurmamasına katlanamam diyorsanız sıcak bir evde oturun ya da balık yapan sıcak su kaynaklarına gidin. Balığın bulunduğu yer kışın bölgede avlanan başka balıkçılardan öğrenilebildiği gibi, suya devrilmiş ağaç, kök, çalı gibi noktalar, kayalık, mil tabanlı ve taşlık alanlar, çürümüş bitki kalıntılarının bulunduğu bölgeler, avlağa karışan suların ağızları hep ümitli yerler olup kontrol edilmesi gerekir. Şunu hiç unutmamak gerekir ki bir derecelik bir ısının çok küçük bir bölümü bile kışın sazan üzerinde bize 10 derecelik bir ısı farkının yapacağı etki gibi bir etkiye sahip olacağından, sularda azıcık bile olsa bir ısınma, onları yemlenmeye sevkedebilecektir. Kışın sazanlar, sıklıkla bir göletin 1, 2 ya da 3 alanında birbirine yakın bir biçimde bulunabilirler. Bu nedenle, bir noktaya sabitlenip kalma yerine daha mobil bir yaklaşımla birden fazla bölgeyi yoklamakta yarar vardır. Hatta bunun için her yarım saatte bir oltaların yerinin düzenli bir biçimde değiştirilmesi bile bir avantaj sağlayacaktır. Oltanızı uzakça bir noktaya atıp belirli bir müddet bekledikten sonra 10-15 metre çekmek, bu noktada da belirli bir müddet bekledikten sonra yine bir o kadar daha çekmek biçiminde yoklamalarla yapılan araştırma, hareketsiz durmakta olan bir sazanı bile hareketlendirip onda uyanacak bir merakla olumlu sonuç doğurabilir. Bütün mesele sazanın bulunduğu yeri saptamaktır ki bu bazen 30cm.lik bir derinliğe sahip kıyı bölgesinde olabildiği gibi göletin en derin noktası olan orta bölgesi bile olabilmektedir.



Boşta gezen bir insan misali zamanınız çoksa kış balıkçılığının yarısını sazanın bulunduğu bölgeyi aramakla heba edersiniz. Zaten bu nedenle de geçmişte sazan yakalandığını bildiğiniz bölgenin seçilmesi tavsiye edilmektedir. Bir göletin, kışın balık yapan bölgesinin neresi olduğuna dair kesin kurallar yoktur. Eski bir inanış olan kış aylarında sazanın derin bölgelerde yakalandığı görüşü bütün sular için geçerli değildir. Evet bazı yerlerde bu doğrudur ama birçok gölde sazan veren bölgeler sığ sularda olabilmektedir. Bazı balıkçılar tabanı mil olan göllerin tabanı taşlık yapılı olan göletlere oranla daha iyi balık yaptığını belirtiyorsa da kimileri de bunun tam tersini söylemektedir. Bu yüzden bu fikirler pek tutarlı değildir. Ama sazanın tüm sularda yazın bulunduğu otluk ve yosunlu, sazlık tabanlı bölgelerden fazla uzaklaşmıyor olmasıdır, bu nedenle de bu bölgelerde ya da yakınlarında suyun derinliği ne olursa olsun balık yakalanabilmektedir. Sazanlar eski, ölmüş, çürümüş ve yeni çıkmakta olan yosun-ot tabanlı yerleri, kalın mil tabanı olan bölgelere oranla daha cazip bulabilmektedirler. Ancak, burada sazanın bulunduğu bölgenin seçilmesi derken oltaların atıldığı belirli bir alan değil bazen gölün yarısını bile kaplayan bir bölgedir. Yani söylemek istenen, kışın sazanların belirli bir noktaya kümelenip tüm balığın bir araya üşüşmesi gibi bir topluluk oluşturmadığı gerçeğidir. Bundan kasıt, belirli bir alan dahilinde her sazanın kafasına göre gezip dolaştığı bir bölge oluşturmasıdır. Bu nedenle de tüm yemlerinizi ve oltalarınızı bir noktaya odaklayacak şekilde atarsanız bunun sonucu büyük olasılıkla hüsran olacaktır.



Kışın Sazanın Yemlenmesi İle İlgili Özellikler.

Sazanlar kışın çok daha az beslendiklerinden amatörün de buna uygun biçimde az yem kullanması daha doğru olacaktır. Yemleme konusunda ise çok daha dikkatli olunması gerekir. Bütün başarılı kış sazanı amatörleri çok az yemleme yaparlar. Bunun nedeni sazanın yazın olduğu kadar aktif olup yem peşinde fazla koşmamasıdır. Kışın ideal olarak kullanılabilecek yemlerden biri hamurdur. Özellikle çeşitli katkı maddeleri ile tadlandırılmış hamur iyi randıman veren bir yemdir. Bir başka uygun yem de mısırdır. Özellikle koku eklenen mısırlar daha verimli olabilmektedirler. Kuru yemiş türevi yemler içerdikleri yağın katılaşması nedeniyle çok efektif yemler olarak görülmeyebilirler. Pelet yemler, buğday, göce gibi yemler de oldukça etkilidir. Burada, iğneye takılan yemin de mümkün olduğunca küçük olması önemli bir avantajdır. Ayrıca kullanılan yemlerin çözünürlüklerinin yüksek olması ve hazımlarının da kolay olması sazanların onları tercih etmesi için önemli nedenlerdir. Hazmı güç olan yemlerin sazanın kaçındığı enerji harcamaya neden olabileceği için sevilmemesi mantıklı olabilir. Böylesi kolay hazımlı yemler arasında küçük kemik kurtları ve solucanlar da sayılabilir. Bazı uzmanlar kullanılan yemin görünürlük özelliğinin de yüksek olmasını tercih etmektedirler. Bu nedenle bazı amatörler kullandıkları mısır gibi yemlere renklendirici ve parlayıcı özellikler katmaya çalışmaktadırlar. Kışın, özellikle berraklığın ve sudaki görüşün artması sazanı yeme karşı hareket geçmeye sevk edebilecektir. Bu nedenle alt yapısı otlu ve yosunlu olan alanlarda da yemin görünüşünü kolaylaştırıcı iskandil tipli takımların kullanılması avantaj olarak görülebilmektedir. Ancak aynı nedenden dolayı da sazanın tehlikeli bulabileceği kalın takımlardan kaçınmalı, daha kamuflaj ağırlıklı, iğne, kurşun, misina ya da takım seçiminde mümkün olduğunca ince takımlara yönelmeli ve kaba görüntülerden kaçınılmalıdır.
Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: